23 Şubat 2010 Salı

Rindlerin Ölümü

Rindlerin Ölümü

Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış;
Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle,
Gece, bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış
Eski Şiraz’ı hayal ettiren âhengiyle.

Ölüm âsude bahar ülkesidir bir rinde;
Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.
Ve
serin serviler altında kalan kabrinde
Her
seher bir gül açar, her gece bir bülbül öter.

Yahya Kemal Beyatlı

Simerenya Yalnızlığı

Görmek isterim nasıldır acaba
Yaşanmamış yaşanmışlık
Kafdağının ardında
Bir yürek atışı, serin ve ılık?

Orda da sema var mıdır,
Var mıdır biraz gülümseyen
Bulutların arkasından
Birkaç dakika geçip giden?

Hüzne de razıyım eğer varsa
Belki de simerenya yalnızlığı
Hafızasını kaybettiği an
Kuşların adını yazdığı?

Mevsim hep bahar olsa gerek
Ne gece uğramakta ne de güneş
Sadece buğulu bir aydınlık
Zaman, zamansızlığa eş?

Görmek isterim nasıldır acaba
Yaşanmamış yaşanmışlık
Kafdağının ardında
Bir yürek atışı, serin ve ılık?

Oysa binlerce kaf dağı kabarır
Binlerce yaşamak...
Farkına varamadığım içimde
Bir de
Bir de ne var olmasa uyanmak?

Halil İbrahim Keçebaş

550 YTL'yi

550 YTL'yi nereden buluyorlar bunu anlamış değiliz.'

Geçtiğimiz günlerde Amerikada İngiltere ve Türkiyenin de
Başbakanlarının katıldığı bir toplantı yapılmış.


Toplantı sonunda basının sorularına cevap veriliyormuş
Gazeteci sormuş ;


Ülkenizde 4 kişilik bir aile ne kadar gelirle rahat bir hayat
sürebilir ve siz ne kadar ödüyorsunuz?

Bush : Amerikada 4 kişilik bir aile 5000 $ ile rahat bir yaşam
sürebilir. Biz onlara 6500 $ veriyoruz geri kalan 1500 $ ı ne
yapıyorlar bilemiyorum.

Blair : İngilterede aynı aile 4000 Pound ile rahat yaşar. Biz
5000 pound veriyoruz,
1000 pound nereye gidiyor bilmiyoruz.

Türkiye Başbakanı : Türkiyede aynı ailenin açlık sınırı 1000 YTL dir.
biz onlara 450 YTL veriyoruz. geriye kalan 550 YTL yi nereden buluyorlar bunu anlamış değiliz.

Kadınlar Kadınlar

Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans... O salı günleri gider, ben cuma.'

Henny Youngman

Karınızı araklayan adama verebileceğiniz en büyük ceza, 'sende kalsın' demektir.

Sacha Guitry

Evlendikten sonra erkek ve kadın, yazı-tura gibidir; asla yüz yüze gelmezler, ancak hep beraberdirler.
Hemant Joshi


Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz..
Socrates

Kadınlar bize her zaman büyük hedefler gösterir, ve onlara ulaşmamızı engeller.
Dumas

Karıma bazı sözler etmişimdir, o da bana bazı paragraflarla cevap vermiştir.
Anonim

Her iki karımla da talihim kötü gitti. Birincisi beni terketti, ikincisi terketmedi.
Patrick Murray

Evliliğinizi iyi götürmek istiyorsanız, 1) hatalı olduğunuzda itiraf edin, 2) haklı olduğunuzda susmayı bilin.
Nash


Karınızın doğum gününü unutmamanızın en iyi yöntemi, bir kez unutmanızdır.
Anonim

Evlenmeden önce ne yaptım, biliyor musunuz? İstediğim her şeyi..
Henny Youngman

Karımla ben 20 yıl çok mutlu yaşadık. Sonra da tanıştık.
Rodney Dangerfield

İyi bir kadın, kendisinin yaptığı her hatasında kocasını affedendir.
Milton Berle

Evlilik, kişinin düşmanıyla yattığı tek savaş şeklidir.
Anonim

Adamın biri evlenecek kadın aradığı ilanını verir. Ertesi gün aynı mesajı ileten yüzlerce mektup alır: 'Benimkini alabilirsin'.
Anonim

Birinci adam (iftiharla): 'Benim karım bir melek!'
İkinci adam: 'Çok şanslısın, benimki hala yaşıyor'

Kaynana olmak sanattır...

Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve aşık olduğunu, evlenmek istedigini ve tanıştırmak istediğini söyler.

Ama sadece eğlence olsun diye eve 3 kız getireceğini ve annesinin evleneceği kızı tahmin etmesini ister.

Ertesi gün 3 güzel kızla eve gelir.

Otururlar, bir süre sohbet ederler. Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar:

'- Tahmin ettin mi' diye.

Anne duraksamadan cevap verir:

'- Ortadaki kızıl saçlı.'

Oğlan hayretle annesine sorar: '- İnanılmaz, nasıl bildin?..'

Anne cevap verir:

'- Bir tek ondan hoşlanmadım...'

ÇÖZÜM ÜRETEN SORUMLULUK DUYGUSUDUR...

Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebasi Cami'nin 1990'lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir insaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı tv'de şöyle anlatmıştı.

Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu.

Biz inşaat fakültesinde teorik olarak kemerlerin nasıl inşaa edildiiini öğrenmiştik, fakat taş kemer inşaası ile ilgili pratiğimiz yoktu.

Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık. Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık. Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık.

Kalıbı soktuk. Sökmeye kemerin kilit taşından başladık.

Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık.

Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı. Şişeyi açıp kağıda baktık. Osmanlıca bir şeyler yazıyordu. Hemen bir uzman bulup okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı.

Şunları söylüyordu. 'Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir. Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz. Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşaa edeceğinizi bilemeyeceksiniz. İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşaa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum'.

Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşaa ettikleri taşları Anadolunun neresinden getirttiklerini söylerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşaasını anlatıyordu.

Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir.

Bu mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden gelmektedir. Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarin erişilmez özelliklerindendir.

Ancak erişilmesi gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olanı 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk duygusudur...

ŞEYTAN VE DOSTLARI

Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı içi tüm dostlarını çağırmış.

Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz. Kur'an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz. Allah ve elçisi ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.
Allah ile bir kere bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor.

Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım?

Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat zamanlarını çalın, böylece Allah ve elçisi ile bağlantı kuramasınlar..Sizden isteğim budur.

Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın, böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.

Dostları şaşırmış: Bunu nasıl başaracağız?

Şeytan:Hayatın önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et! Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca.. Borç al, borç al, borç al..'

Kadınlarını uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et !Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar çok yorulmasını sağla! Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi veremezlerse,erkekler bu sevgiyi başka yerlerde
arayacaklardır!

Gazete ve TV'leri ince yapılı güzel modellerle doldur ki kocaları sadece dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından hoşlanmasınlar!

Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saat çalışmalarını sağla ve böylece hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap! Çocukları ile zaman geçirmelerini engelle!

Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır! Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik, nefis muhasebesi) dinleyemesinler! Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel beraberlikleri kopacaktır.

Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları.

Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:

Kahvehanelerde, doktor muayenehanelerinde, kafe'lerde masaları gazete ve dergilerle doldur! Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle, sipariş katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve boş umutlarla doldur!

Çocuklarına islâm inancını ve bu inancın gereklerini yerine getirmenin önemini anlatmalarını , doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları çok meşgul et, dedikoduları teşvik et! Sürekli eğlence parklarına, fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere, sinemalara vs götür! Hatta oralarda kavga çıkarıp birbirlerine vurmalarını sağla! Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma!

Futbol, hayatlarının odağı olsun. Çocukları futbolcuların isimlerini ezberlemeyi marifet saysınlar! Ancak İslamı, İslâmın şartlarını merak bile etmesinler! İşte plan bu!

Kurnazca plan için dostları şeytanı çılgınca alkışlamışlar ve ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş içinde oraya buraya koşuşturtacaklarına, Allah'a, Elçisine ve ailelerine daha az zaman ayırtacaklarına söz vermişler.

Bu plan nasıl? Başarılı mı, değil mi?

Türk Telekom

TELEKOM’UN KAZIKLARI

Bir ev telefonundan 3.90 TL lık görüşme yapılıyor.
Telefon faturasının TOPLAM tutarı 20.02 TL.
Yani 4 liralık görüşmeye 20 liralık fatura !!!
Bu ne. Bu ne biliyormusunuz ? Kış uykusuna, pardon
koyun uykusuna yatırıldığımızın resmidir.

Sabit ücret: 11,15 TL.
Bu rakam konuşsan da, konuşmasan da her faturana yansıtılıyor...

Katma Değer Vergisi : 2.71 TL
Özel İletişim Vergisi : 2.26 TL

Toplam uyuma Parası : 20.02 TL

Aslında Telekom panikte. Çünkü vatandaş uyanıyor.
Sabit telefonlar birer birer iptal ediliyor.
Bu nedenle reklâmlara başlamış Telekom.

Ama yılda 2 milyar dolar kâr yapıyormuş Telekom !
Şimdi ünlü komedyen halkı kandırmak için kullanılıyor.
CEM YILMAZ bu işten iyi para kazanmışa benziyor.
(YENİ NUMARASI 11811) Kontrol ettik, 118 den
bilinmeyen bir numaranın öğrenilmesi için en az 60 saniye gerekiyor.
Yani 8 kontor. Yani 4 lira 32 kuruş.
Bir numara öğrenmek için Lübnanlı şirkete bu kadar para ödüyorsunuz.
Türk Telekom Soygunu 118 ve 133 e dikkat !..
Türkçede buna resmen soygun hatta dolandırıcılık denir.
Özel Türk Telekom Servisleri Servis Numarası ve kontur fiyatlarını
okuyun da milletin nasıl gizlice soyulduğunu görün.

Bu numaralardan
110, 112, 121, 122, 123, 124, 126, 154, 155, 156, 158' 'i ararsanız ücretsiz

113, 153, 163, 166, 169, 174, 175, 176, 179, 180, 181' 'i ararsanız 60 saniyede 1 kontur için için 72.- TL.

185, 186, 187, 188, 189, 114, 117, 119, 130, 170, 171, 172, 173, 178, 182, 183, 184' 'ü ararsanız, 15 saniye için 288.- TL.

Şimdi SIKI durun !.. 118' 'i ararsanız 8 saniyede bir atacak kontur için tam 540.- TL, ve
133' ' u ararsanız 3.6 saniyede atacak bir kontur için 1.200.- TL !!!

Dikkat ederseniz bilinmeyen numaraları aradığınızda dakikalarca bekletirler.
Sürekli olarak banttan 'hatlarımız dolu bekleyin' talimatı verirler.
Buna resmen dolandırıcılık denir..

Türkiye’de bilinmeyen numaraları sormanın bu kadar pahalı olduğunu kim biliyor ?

İnsanların bilgilenmek için kullandıkları ve dünyanın her yerinde bedava olan bu kamu yararına hatların fahiş fiyatlarda olması talimatını kim verdi ?

Bu yazıdan sonra hala bilinmeyen numaraları aramak istiyorsanız cebinize dikkat edin !

EKONOMİST dergisinde yayınlanan bilgilere göre Ev Telefonlarını Kapatma Zamanı geldi.

Türk Telekom'un konuşma ücreti/dakika 8 kuruş !
GSM şirketlerinde bu rakam 10 kuruş.

Evden Cebi arıyorsanız ödeyeceğiniz 40 kuruş.
Oysa GSM'den evi ararsanız dakikasi 20 kuruş.

Yeni patron getirdigi 'Milli Güvenlik riski' yanında Türk Milletini de 'APTAL' yerine koyuyor.

20 kuruş

Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?"... Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... düşünebilirim"
İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz."
Şoför gülümsemiş ve demiş ki : "Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim."
İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış-casına bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:
"Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!"

Ya tutarsa

Dünyaya 10 yılda bir çok yağmur yağıyormuş.

Bu yıl 10 yıllık periyotdaymışız.

Bu nedenle yediğiniz ; kaysı ,şeftali , kiraz, vişne, erik vb. çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın ve herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün ve üzerine bir bardak su dökün. dikilen bu meyvaların en az yarısı yeşerip ağaç olurmuş.

Ekonomik yoldan ülkemizi yeşillendirmek için dikebildiğimiz kadar meyva çekirdeği gömelim.

Elektronik Posta ile geldi. Kaynak belli değil.

Küçük şeyler

-Ufak balıklar daha lezzetli olurmuş.
-Ateşe küçük odunlar atılırsa alevler artarmış, büyük odunlar alevi söndürebilirmiş.
-Her küçük şey mutlaka bir işe yararmış.
-Sağanak dediğimiz, küçük damlalardan ibaretmiş.
-Ufacık bir yağmur,kocaman bir toz bulutunu yok edebilirmiş.
-Muazzam bir aydınlık, küçük bir delikten görünebilirmiş.
-Küçük bir saman çöpü, rüzgarın yönünü gösterebilirmiş.
-Bütün bir hasat,bir kıvılcım yüzünden elden gidebilirmiş..
-Büyük bir geminin batmasına, küçük bir delik yetermiş.
-Çok veren malından, az veren canından verirmiş.
-Yükte hafif olmak, pahada ağır olmaya engel değilmiş.
-Deve büyükmüş ama ot yermiş, şahin küçükmüş ama et yermiş.
-İnsan küçük bir adama iyiliği dokunduğu zaman cömertliği öğrenebilirmiş. Büyük adama iyilik ederse öğreneceği şey, ızdırap olurmuş.
-Büyük makinaları küçük çarklar çalıştırırmış.
-Büyük adamın büyüklüğü devam ediyorsa bunun sebebi; onun küçük adamlara gösterdiği özenmiş.
-Bazen büyük bir aşşkı başlatan, küçük bir gülümseme imiş.
-Büyük yazıları yazmak için küçük noktalar, virgüller gerekirmiş.
-Büyük olaylar kolay unutulsa bile, sevdiğinle geçen küçük an'lar unutulmazmış.
-Simite lezzetini veren küçük bir susam tanesi imiş.
-Ulu bir çınarın veremediği kokuyu,küçük bir papatya verebilirmiş.
-Büyük paralara alınan hediyelerin sağlamadığı mutluluğu, küçük bir bakış sağlayabilirmiş.
-Küçük sevinçleri bilmeyenler, büyük keyifler yaşayamazmış.


Öyleyse 'küçük' deyip geçmeden önce, ne kadar 'büyük' sonuçlara varabileceğini düşünelim. Küçük bir damlayı, bir gülümsemeyi, noktayı, virgülü, bir ağacın dibinde biten gülü, bir susam tanesini, sevgilinin sesini hafife almayalım. Küçük dediklerimizin aslında ne kadar büyük olabileceklerini, onların yokluğunu beklemeden fark edelim. Çünkü yanımızdayken değerini bilmediğimizi, bildiğimizde bulamayabiliriz.

Çıkınınızda; küçük bir gülümseme, bir yağmur damlası, bir papatyanın kokusu, üç noktanız, unutulmaz küçük bir anınız hep olsun. Küçük de olsa varsın olsun. Çünkü o küçük çıkınlar nasılsa bir gün, büyük denkler olacaktır. Yeter ki, sabretmeyi ve biriktirmeyi bilelim küçük küçük....

Bir arkadaştan mail olarak geldi. Kim yazdı ise kalemine sağlık.

Bismillah

Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübârek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisân-ı haliyle vird-i zebânıdır.

Hayırlara vesile olması dileği ile.
23 şubat 2010